Tekircim ve Anneyazardan mim geldi. Ne zamandır elim deyip yazamıyordum bahane oldu bir iki satır birşeyler yazayım şimdi.
Bu aralar biraz yoğundu yine günler. Cuma günü kocacım geldi (Oleyyyy). Pazar günü ilk defa Parisin keyfini çıkarttım. Sadece o ve ben çıktık dışarı. Oğlanı annemlere emanet ederek. Pıtır pıtır indik çıktık merdivenleri. Aylar sonra tekrar ikimizin de iki eli de boştu. El ele tutuşmayı unutmuşuz... Adapte olamadık ilk anda. Bisiklet kiraladık. Sürdük gönlümüzün istediği yere. Yürüdük bol bol. Keyifle bir yemek yedik. Şehri gece de gördük. Özlemişim bunları yapmayı. Arada sırada kendimize böyle molalar vermemiz gerektiğine kanat ettik sonunda. Keyifli dört gün geçirdikten sonra dün gitti (Ühü ühü ühü...). İnşallah daha kısa sürede dönüp gelecek temennisiyle gönderdik onu.
Bu yazının altına şimdi Ahmedle ilgili resim koysam yazdıklarımla zerre ilgisi olmayacak. Bol bol resmini çektiğim kocamın resmini koysam bir yaşındaki çocuğumun resmini görünce ay ne şirin diyebilen eş-dost-blog arkadaşları bu kazık kadar adamın burada ne işi var diyecek :) onun için orta yolu bularak süper sanatsal çalışmalar koyacağım :) Pariste adını daha tam öğrenemediğim Lourve müzesi önünde çok büyük bir bahçe var. Orada gördük bu şirin şeyleri ben bayıldım. Çok sanat meraklısı ve bilgilisi bir insan olmadığım için sadece şirinliklerine vuruldum.

Her yaklaşan önce bir elliyordu malzemesi nedir diye.

Favorim olmamakla beraber fotoğraf çekilmek için şansıma bu çıktı.

Soldaki kocam :P

Bir de mimimi yazıvereyim........
1-Bloguna neden bu ismi verdin?
Aslında blogu ilk açma sebebim hamileliğime kendimi inandırmaktı. Elimdeki ultrason kağıdına bakıp bakıp anıları bir yerlerde biriktirmeli diye düşünüyordum. Kendime kendimden haberler verecektim. Ayrıca olduğumuz yerde sadece çekirdek aile biz vardık. Anne-babalar başka şehir ve ülkelerde, arkadaşlar uzaklarda derken onlara hamilelik süreci ve ardından bebeğimle ilgili haberler verme, geçirdiğimiz günleri onlarla paylaşma, bizden uzak olsalar da yakınımızdaymışlar gibi hissettirme niyetiyle bizden haberler oldu blogun ismi.
2-Blog yazarken star tribiyle davrandığın, istediğin olmazsa olmaz şeyler var mı?
Mimi cevaplayan bütün anneler ile aynı cevabı vereceğim. Ahmed mutlaka uyuyacak. Bir de sessizlik olacak. İşte o zaman kafamdakileri zar zor da olsa toparlayıp yazıya dökebilirim.
3- En son satın aldığın garip şey?
Yok. Bir kere ben garip şeylerden korkarım. Alacağım varsa da almam ne olduğuna tam ikna olmadan. İkna olunca da garip olmaktan çıkıyor zati.
4-Şeker gibi olduğun anlar?
Buraya gelince fark ettim diline yabancı olduğum ortamlarda şeker gibiyim. Herkese salak salak sırıtıp duruyorum. Ağır stres altında da şekerleşiyorum birden. Tez sunumumda bütün jürime ve gelen dinleyicilere sanki düğünüme gelmişler muamelesi yaptım. Bir ayağınıza sağlık demediğim kaldı. Bunların haricinde sağlam bir uyku uyumuşsam, Ahmed beyler mutlu mesut kahkahalarla benimle ya da babasıyla oynuyorsa, açık hava bol güneş almışsam ve buna kocacık ve Ahmedcik eşlik etmişse, güzel bir kitabı bitirmişsem, bugün olduğu üzere uzun zamandır duymadığım bir şarkıyı duymuşsam (Levent Yüksel-Zalim).
Aslında damarıma basılmadığı sürece şeker gibi olmasam da tatlandırıcı kıvamındayım sanırım. Bir de bu soruyu benimle yaşayanlara sormak lazım ya.
5-Arkadaşım artık sormayın şunları dediğin şeyler?
Hmm. Yanlış soru. Şu sıralar bana gelip soru soracak insanlara hasretim. Hele Türkçe gelip sorsunlar diye dört gözle bakmaktayım. Eskiden sinirlendiğim sorulara gelince...
Ne zaman bitecek doktora? (Bitti çok şükür. Dahası için ekşi sözlüğe gidin :) )
İkiz mi yoksa iri bebek mi? (Karnı burnunda hamileye sorulacak soru mu Allah aşkına...)
Gerçekten mi kendi kendine uyuyor ? (Soranlara selam olsun artık ne kendi kendine uyuyor ne de deliksiz uyku denen şey kaldı)
Aa nasıl olacak sen orada o burada? (Oldu oldu da üç ayı bitti bile...)
6-Aynaya bakınca gördüğün?
Ruhu 18inde takılı kalmış baktığı yüzün 30 yaşında olduğuna asla ihtimal veremeyen bir kadın.
7-Kendini okutan bir blog dediğin?
Bana samimi gelen, kanımın ısındığı her türlü blog.
8-Bu blog sahibiyle karşılaşabileceğin yerler?
Bu aralar hafta içi tren istasyonlarında ve labında, haftasonları ara sıra Paris sokaklarında.