Daisypath Happy Birthday tickers
Lilypie Second Birthday tickers

26 Mayıs 2011 Perşembe

Meslek erbabı

Daha önce de bahsetmiştim galiba. Ahmedin bu ara gözlem ve taklit olayı tavan yaptı. Bizim işe gidiyoruz dememizden mi bilmiyorum ne zaman ne yapıyorsun diye sorsak iş diye cevap veriyor. Etrafta insanları gözlemleyip her işi yapanın yerine koyuyor kendini. İlk evimize süt getiren amca ile başladı. Ahmed sürekli süt satar oldu. Sonra karpuz satarken birden derece yükseltti doktor oldu :) (Son doktor muayenesindeki doktor hanımın sıcak ilgisi ve alakasıdır sebep) Doktor Ahmed diye çağırılmaktan çok keyif alıyordu. Geçen günlerin birinde pideciye gittik. Fırını epey bir inceledi. Eve gelince büyük bir tahta spatulayı kaptı fırıncı küreği yaptı kendine, bize bol bol pide lahmacun yedirdi derken dün akşam salona gittiğimde aşağıdaki manzarayla karşılaştım. Karı koca birbirimize bakakaldık. Kendi kendine akıl etmiş bunu.











Untitled from ilknur durgar on Vimeo.










11 Mayıs 2011 Çarşamba

Haftasonu gezginleri

Bahar geldi mi gelecek mi diye beklemekten yorulduk ailecek. Kışın tek alternatifi neferet etsem de alışveriş merkezleriydi derken sonunda dayanamadık. Yağmursuz rüzgarsız bulduğumuz ilk haftasonunu Ahmedi eğlendirmeye adadık. Denk geldi babası havacılıkla ilgili bir fuara davetliydi. Uçak delisi bir oğlanı götürmeden olmaz diyip takıldık peşine. Kısmetimize fuar havalimanın içinde bir aprondaydı. (Hayır deve yoktu :P). Uçakların kalkış pisti neredeyse dibimizdeydi. Oğlan çoştu çoştu. Gözünün önünde havalanan uçakları görünce zapt etmek biraz zor oldu ama.

"Amed uçak binn"


"Olmaz annecim şimdi binemeyiz"


"Anne accık binnnn"


(Uçak pistine doğru hamle yapma çabaları son gaz sürerken durumun azla çokla ilgisi olmadığını nasıl anlatırsın)

"Annem bir gün uçağa bineceğiz. Ama önce bilet almamız lazım. Valizlerimizi toplamamız lazım. Şimdi binmeye çalışırsak pilot bize kızabilir" (Dilimi eşek arıları sokaydı da kızabilir demeseydim)


"Amed uçak bin. Piyot kıjabiyi" (Aşağı yukarı onbin defa tekrarladı bunu gün içinde)


"Yok annecim biletimiz alırsak neden kızsın. Şimdi binmeye çalışırsak diye dedim"


(Ahmedi kesti mi bu söylediklerim hayır elbette. Taktı kafaya piyot kıjabiyi)




Sonrası daha iyiydi. İçeride bir sürü uçak parçası gördü. Uçakların acil inişinde kullanılan kaydırağa benzer aletten kaymak istemesi, uçak motorunun pervanelerine elini sokması haricinde. THY sağolsun. Küçüğüme koca bir çanta hediye verdiler. Hediye delisi oğlan hepsini sahiplendi. Kaleme bile el sürdürmedi. Hepsi Ahmedin hediyesiymiş. İçinden minik bir uçak ve uçak resmi olan çerçeve çıktı. O gün bütün günü o uçağı uçurarak gece de resim çerçevesine sarılarak yattı. Öncesinde de TAIden bir şapka kaptı :) Şapkayı da tüm gün kafadan çıkarmadı.



Fuar çıkışı oraya mı gitsek buraya mı gitsek derken babanın aklına hastası olduğu eminönü geldi. Ahmedin ilk gidişi değil ama her gittiğinde daha bir farkında oluyor. Daha keyifli oluyor. Karaköyde arabayı bırakıp yürüdük. Beyzade arabada uyumayı retettiği için pusetinde sızdı kaldı. Ben köprüdeki balıkçıları göremedi diye yandım ama boşunaymış. Dönüş yolunda hepsini tek tek teftiş etti kendileri.

Mısır bizim oğlanın takriben 9 aylıktan beri favori yiyeceği. (Öyle bir videosu var. Babasının elinde koçanı kapıp boş koçanın suyunu emmişti o haliyle) Bir yerde mısırcı görmeye görsün. Allem eder kallem eder yiyeceği yemeği yemez, mısır yesin diye. Dayanamam alırım her seferinde. Bu sefer gıdacı teyze uyardı GDOlu mısır mı yediriyorsunuz çocuğa diye. Öyle ama nasıl başa çıkmalı bilmiyorum. GDOsuz mısır var mı acaba?


Mısır çarşısı ayrı bir alem geçti. Tatlı seven çocuğun mısır çarşısındaki hali darı ambarına düşen tavuktan az hallice tabi. Tatlıları Ahmedten ayırmak havuz problemine döndü.

Dönüş yolu en keyiflisiydi. Balık tutanların yanında geçti. Bütün kovaları tek tek teftiş etti. Bir bey tam o sırada üç balık yakalamış. Birini Ahmede verdi kovaya atsın diye. Ben hemen korkacak diye atladım ama bir şey olmaz diye geri püskürttüler beni. Ve beni şaşkına çevirir şekilde balığı hiç korkmadan kovaya attı kuzu. Oradakilerin dediğine göre balık kokusunu içine çekmiş bir kere. Sağlam balıkçı olacakmış oğlan. Ne diyeyim kısmet.




Bahar gelsin İstanbulun tarihi yerlerine çıkartmalarımız devam etsin.